Search

refik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
refik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Bugünün Saraylısı Konu Ana Fikir Şahıslar Olaylar Yazar Ayrıntılı Özet

4 Ocak 2014 Cumartesi

Bugünün Saraylısı - Refik Halit Karay

Konu

Kitapta genç ve çok güzel bir kızın babasının işleri nedeniyle dayısına gönderilmesi ve dayısının yanında başına gelenler anlatılıyor.

Özet

Postacının pek seyrek uğradığı evlerden Ata Efendi’nin evine bir mektup gelir. Mektup dayısının oğlu Yaşar’dan gelmiştir. Mektupta Yaşar’ın işi çıktığından dolayı kızını Düzce’den trenle İstanbul’a gönderdiği yazılıdır ve Ata’dan onu gardan alıp ilgilenmesini istemektedir. Zarfta ona yardımcı olması için bir miktar para da vardır. Evdekileri endişe sarar, acaba kız kaç yaşındadır diye düşünmeye başlarlar.
Yaşar üç kere evlenmişti. Eğer kızı ilk karısındansa 18 yaşında bir kız gelecektir ve bu kızı nasıl rahat ettireceklerini düşünmektedirler, çünkü evleri çok büyük değildir. Ayrıca damatlarından da çekinmektedirler. Damatları, devamlı işyerinde kızlarla takılan biraz serseri birisidir. Ama kız son karısından ise 8 yaşında bir kız geleceğini ve onun daha iyi olacağını düşünürler.
Ata Bey gün geldiğinde kızı almaya gara gider. Fakat tanımadığından garın boşalmasını ve en son kalan kişinin de kız olacağını düşünür. Öyle de olur. Garda kimse kalmadığında ona Ata Dayı diye seslenen genç bir kız sesi duyar. Kız 18 yaşında, uzun boylu, ince bir kızdır. Üzerinde siyah bir palto vardır ve başörtülü bir kızdır. Ama Ata onun çok güzel olduğunu düşünmüştür.
Sarı kaşları, bakır rengini andıran gözleri, uzun kirpikleri ve bembeyaz teni vardır. Garda kısa bir konuşmadan sonra vapur yolunu tutarlar. Ata şimdi eve gidince karısı Üftade’ye ne diyeceğini düşünmektedir. Çünkü onlar evde eğer genç biri gelirse geri göndermeyi kararlaştırmışlardır. Fakat Ata Bey onunla çok kısa bir konuşmadan sonra onun duygusal olduğunu anlamış, adını sorarken bile ağlaması onu çok etkilemiştir. Adı Ayşen’dir ama Yaşar ona hep Ayşe dermiş.
Kızı eve götürür. Üftade çok şaşırır. Kızı Feride ve oğlu Çetin de çok şaşırır. Ama herkes güler yüzlülükle karşılar. Kız banyosunu yapar ve yemeğe gelir. Ata gözlerine inanamaz. Çünkü kız çok güzeldir. İyi ki onu trene koyup göndermedim diye sevinir ama bunu belli edemez. Çünkü Üftade hiç memnun değildir.
Yemekte kız hediyelerden ve babasının ona Alımsızoğulları Ticarethanesi vasıtasıyla para göndereceğinden bahseder ve Üftade daha memnun olur. Bu onun memnuniyetsizliğini biraz bastırmaya yetmiştir.
Kız gün geçtikçe İstanbul’a alışmakta, babasının verdiği paralarla iyice süslüleşmiştir. Hayranları artmıştır. Ata’nın sevgisi gittikçe artmaktadır. Birgün plaja giderler. Ata onların denize girme taraftarı değildir. Çünkü damadı Ayşen’i çıplak görecektir. Bundan hoşnut değildir. Fakat mayolarını giyerler ve denize girerler. Ata, Üftade ile gazinoda oturur, onları beklerler.
Bu sırada Ata’nın çalıştığı ambarın patronunun oğlu Rüştü onların masasına gelir. Maksadı bellidir. Ayşen’i Ata’nın yanında görmüştür ve tanışmak istemektedir. Biraz konuşurlar, Rüştü kardeşi Serin’i alıp geleceğini söyler. O gittiğinde Ayşen, kızı ve damadı masalarına gelirler. Az sonra Rüştü de kız kardeşiyle gelir. Rüştü çok ağır başlı davranmaktadır. Amacı Ayşen’i etkilemektir. Akşam olduğunda onları arabasıyla evlerine götürür.
Sonraki günlerde Rüştü, Ata’ya iyice yakınlaşır. Taksim’de, Beyoğlu’nda, Park Otel’de eğlencelere Ata’yı ve ambarda çalışan İsmail Bey, karısı, baldızı, kızı ile eğlenmeye götürür. Ata, baldız Berin’den çok hoşlanır ve durumdan memnundur. Bir gün İsmail, Ata’yı ve ailesini evine davet eder. Ayşen burada Berin’le çok iyi anlaşır. Moda konusunda ondan destek alır. Onun önerdiği terzilere, kuaförlere gider. Ayşen gittikçe değişmeye başlar.
Daha altı yedi ay önce Düzce’den gelen kız büyük yol kat etmiştir. Aylar böyle geçer Ayşen’e hayran birçok kişi çıkar. Adı Taksim’de Sarı Kız’a çıkar. Onu herkes tanır. Evlenmek isteyen de çoktur. Başta Rüştü, sonra bir Elçi Faruk Senayi Bey, Amerikalı bir subay Mister Tomas.
Yaşar bir zaman sonra İstanbul’a uğramış, Ayşen’e bir ev tutmuştur. Ata ve karısı ona dadılık gibi bir şey yapmaktadır. Ata’nın damadı, Yaşar’ın sayesinde tüccarlığa başlamış ve bir ev almıştır, oraya taşınmıştır. Ata, Yaşar’ın kaçakçılıkla uğraştığını öğrenmiştir ve Yaşar devamlı yurt dışına gidip, arada sırada uğramaktadır.
Ata, Ayşen’den ayrılamamaktadır. Her yere beraber gitmektedirler. Ayşen’in talipleri Ata’ya çok yakınlık göstermektedirler, çünkü Ata, Ayşen’e babasından daha yakındır. Elçi ona bir apartman vereceğini söyler, Tomas onu dünyanın her yerine götüreceğini söyler, Rüştü’nün ise büyük bir mirası alacağı kesindir. Fakat Ayşen’in hiçbirinde gözü yoktur. O süsü ve hava atmayı çok sevmektedir. Bu yüzden üçünü de hep oyalamaktadır. Onlara oyunlar yapmaktadır. Ümitlendirip yüzüstü bırakmaktadır. Ama üçü de pes etmeden peşindedirler.
Birgün Ata ve Ayşen Dolmabahçe Sarayı’nda bir baloya giderler. Balodan çıkarken çıkan karmaşada, Ata paltosunu kaybeder ve başka birinin paltosunu alır. Gazeteye ilan verirler ve sahibi gelir. Sahibi Mısır’da genç bir paşadır. Adı Rüveyha Said’dir. Ayşen’i o da görür ve çarpılır. Artık bir niyetli daha vardır.
Ayşen ilerleyen günlerde Said’e iyice yaklaşır. Onunla evlenmeyi kafasına koyar. Pasaportunu gizlice çıkartır. Mısır’a gitmeyi planlar. Dayısının bundan haberi olur. Onunla konuşur ve ondan ayrılacağı için çok üzülür. Ama bu olayın Rüştü tarafından duyulmasıyla işler karışır. Rüştü Mısır’a sadece paşanın gideceğini bildiğinden, ona oyun oynandığını düşünür. Ata’ya çok kötü bir dille konuşur ve onu tehdit eder.
Bunun üzerine Ata onunla hiç konuşmayarak işinden ayrılır ve Ayşen’i Mısır’a kendi elleriyle gönderir. Ayşen orada evlenir ve hayatını sosyete içinde geçirir. Dayısıyla arada sırada mektuplaşır. Aradan 17 ay geçtiğinde Rüştü, Ata’nın yanına gelir. Ondan mazi için özür diler ve onunla görüşmek istediğini söyler. Ona Ayşen’le mektuplaştığını ve onun paşadan ayırılıp İstanbul’a gelmek istediğini yazdığını söyler.
Ata buna çok sevinir. Hazırlıklara başlarlar. Eski odasını hazırlarlar. Fakat bir dönem Ayşen’den haber alamazlar ve endişelenirler. Paşanın durumu fark etmesinden korkarlar. Birgün Mısır’dan bir elçinin geldiğini öğrenirler. Ata tek başına Ayşen’i sormaya gider ve Ayşen’in Mısır’da zevk verici ilaçlardan morfine başladığını öğrenirler.
Elçi bunun insana geçmişini hatırlattığını, geçmişe özlem duymaya başlattığını söyler. Bunu duyan Ata resmen yıkılır. Bütün hazırlıklar boşunadır. Hiç kimseye gözükmeden hüzün içinde dosdoğru adımlarla yürür. Bunlar basit ömrünün son adımları olmuştur.

Ana Fikir

Çok fazla para belli bir süre mutluluk getirir fakat her zaman sonu mutlulukla bitmez.

Şahıslar ve Olaylar

Kitapta olaylar en küçük ayrıntısına kadar anlatılmıştır. Çok sürükleyici bir anlatım tarzı vardır. Olaylarda bir abartı yoktur, hepsi mümkün olabilecek olaylardır.
ATA BEY: 52 yaşında, hala dinç olan, ailesiyle mutlu bir şekilde oturan, hayattan pek zevk almayan bir insandır. Bir ambarda sayım memurudur.
ÜFTADE: Ata’nın karısıdır. Para düşkünü bir kadındır. Biraz da cahildir.
AYŞEN: Ata’nın dayısının oğlunun kızıdır. Sarı saçlı, ince yapılı, sarı kaşlı, uzun kirpikli, tavşan gözü gibi kırmızıyı andıran gözleri olan çok güzel bir kızdır. Süse ve hava atmaya çok düşkündür.
FERİDE: Ata’nın kızıdır. Dolgun vücutlu, siyah saçlı, uzun boylu, güzel bir kızdır.
ATIF: Feride’nin kocasıdır. Eğlence ve kadın düşkünüdür.
RÜŞTÜ: Çok zengin bir işadamının oğludur. Atletik vücutlu, kızlara düşkün ve eğlence dünyasında tanınmış bir gençtir.
RÜVEYHA PAŞA: Çok zengin Mısırlı bir paşanın oğludur. Nil Nehri boyunca uzanan toprakların tek sahibidir. Mısır’da sözü geçen biridir. Ayşen’in kocasıdır.

Yazar Hakkında Bilgi

1888 yılında Beylerbeyi’nde doğan Refik Halid, 18. yüzyıl sonlarında bir kolu Mudurnu’dan İstanbul’a göçen Karakayış ailesindendir. Galatasaray Sultanisi ve Mekte-i Hukuk’da okuyan yazar, meşrutiyet sıralarında gazeteciliğe başlamıştır. Kısa sürede üne kavuşmuş, Fecri Ati edebiyat topluluğunun kurucularından olmuştur.
Kirpi adıyla taşlamaları ve siyasal yazıları sonucu İttihat Terakki hükümetince Anadolu’nun çeşitli illerinde 5 yıl sürgüne gönderilmiş, Ancak 1. Dünya Savaşı’nın son yılı İstanbul’a dönebilmiştir. Dönüşünde Robert Kolej’de öğretmenlik, Sabah Gazetesi başyazarlığı, iki kez Posta-Telgraf Genel Müdürlüğü yapan yazar Aydede adlı mizah dergisi de çıkarmıştır.
Bazı siyasal davranışları yüzünden memleketten ayrılmak zorunda kalan yazar, Haleb’e yerleşerek Vahdet gazetesini çıkarmış, Hatay’ın Türkiye’ye bağlanmasında yazları ve çalışmaları ile katkıları olmuştur.
1938’de yurda dönen yazar, çeşitli dergi ve gazetedeki yazıları ve 20 kadar romanı ile yaşamını sürdürmüştür.
18.07.1965 tarihinde İstanbul’da ölen yazar; tekniği, dilinin güzelliği, taşlamalarının inceliği ve tasvirlerinin kuvveti ile ün yapmış, Modern Türk Edebiyatı’nın temel taşlarından biri olmuştur.

Bugünün Saraylısı Konu Ana Fikir Özet Karakterler Ayrıntılı Özet

Bugünün Saraylısı

Yazarı: REFİK HALİT KARAY

Konusu

Babasının zengin oluşuyla taşradan İstanbul'a gelen, burada yeni bir hayata başlayan Ayşen'in hareketli geçen ve sonunda uyuşturucu bağımlılığına kadar giden yaşam öyküsü çerçevesinde İstanbul'un o yıllardaki sosyal ve ekonomik durumu anlatılmaktadır.

Ana Fikri

İnsan, paraya, lüks ve gösterişli bir hayata sahip olarak mutluluğu ve huzuru yakalayamaz.

Özeti

Ata Efendi, Gedikpaşa'daki mütevazı evinde eşi Üftade, kızı Feride, damadı Atıf ve oğlu Çetin ile birlikte yaşamaktadır.
Bir gün, Ata Efendi'nin teyze oğlu Yaşar'dan bir mektup alırlar. Yaşar mektupta, ticaret için memleketi bırakıp uzak yerlere gideceğinden kızını onlara emanet bırakmak istediğini yazmıştır. Ata Efendi Yaşar'ın kızı Ayşen'i görünce büyük bir şaşkınlık yaşar, çünkü onlar 13-14 yaşlarında kara kuru bir taşra kızı beklerken, Ayşen beklediklerinin aksine her görenin yüreğini hoplatacak boylu poslu, ceylan gibi bir kızdır. Ancak giyinişi ve davranışlarıyla biraz çiydir.
Kızın gelişiyle evde önce soğuk rüzgarlar eser. Zira evde çapkın bir damat vardır. Ancak Ayşen bütün ev halkına getirdiği kaçakçılık malı hediyelerle hepsinin gönlünü kazanır. Çünkü Ayşen'in babası Yaşar kaçak malların ticaretini yapmaktadır.
Bir yandan Üftade Hanım, bir yandan Feride, Ayşen'i İstanbul'u gezdirmeye başlarlar. Ayşen öylesine güzeldir ki her gittikleri yerde dikkatleri üzerine toplar. Ailece Florya'ya denize gittikleri bir pazar günü Ata Efendi'nin patronu Tabip Sedefinci'nin oğlu Rüştü ile karşılaşırlar. Rüştü, daha ilk görüşünde Ayşen’e aşık olur.
Yaşar, kızına fazlasıyla para göndermektedir. Ayşen de parasını giyimine, süsüne ve ev halkına aldığı pahalı hediyelere harcamaktadır. Yani Ayşen gösterişe düşkün bir kızdır.
Artık Rüştü, Ata Efendinin odasına sık sık uğramaya onunla yakınlık kurmaya çalışmaktadır. Rüştü bir akşam Ata Efendi ile iş yerinden arkadaşları İsmail Bey'i yemeğe götürür. Yemekte İsmail Bey’in eşi, dul baldızı ve kızı da vardır. Bu bayanların hepsi hafif meşrep kadınlar olmasına rağmen ailesini pazar günü evlerine davetini içkinin tesiriyle kabul eder. Zaten Rüştü Bey’in isteğiyle Ayşen Hanım’a yakınlık kurmak istiyorlardır ve bu aile daveti de buna zemin hazırlayacaktır. Ayşen bu hanımlarla özellikle baldız Berrin Hanım’la çok iyi anlaşır. Artık giyim, kuşam konusunda Berrin Hanım yeni hocasıdır.
Yaşar kısa bir ziyaret için İstanbul'a gelir ve kızına bir apartman dairesi alır. Ata Efendi ve Üftade Hanım, Ayşen'in koruyucusu olarak bu dairede onunla birlikte oturmaya başlar. Çetin de buraya gelmiştir. Feride ve Atıf, Gedikpaşa'daki evde kalırlar. Atıf, Yaşar'ın verdiği sermaye ile çivi imalathanesi kurarak iyi bir tüccar olur. Ayşen'in gelişiyle hepsinin hayatı değişmiştir.
Apartmana taşındıktan sonra Ayşen birdenbire çevresini ve eğlence şekillerini değiştirir. Artık önüne gelen sinemaya değil, en iyilerine gider. Yeni akıl hocası Berrin Hanım onu İstanbul’un en lüks terzilerine, mağazalarına götürür. Parasıyla birlikte kızın görgüsü de artar. Tam bir hanımefendi olur.
Her gece Ayşen'i eğlence yerlerine, davetlere götürüp gezdirmek Ata Efendi’nin görevidir. Üftade Hanım kocasıyla Ayşen’in gittikleri alafranga yerlere kendisinin yakışmayacağını, uymayacağını, uymaya çalışsa da kızın keyfini kaçıracağını bildiğinden yeni hayat başlayınca evde kalmayı tercih eder. Zaten Ayşen’in istediği de budur.
Ata Efendi ve Ayşen, Taksim Gazinosu’na gittikleri bir gece Rüştü ve Mister Tomas ile karşılaşırlar. Aynı gece ilerleyen saatlerde bir pavyona giderler. Burada da Elçi Faruk Senai Bey ile tanışırlar. Faruk Senai Bey kırk beş yaşlarında, belki daha yaşlı, çok iyi giyinmiş, gösterişli biridir. Mister Tomas ve Faruk Senai Bey de Ayşen'in aşıkları arasına katılırlar. Ata Efendi ve Ayşen o geceyi Ayşen’in üç aşığıyla birlikte geçirirler.
Ata Efendi de uzun zamandır Ayşen'e karşı farklı hislere sahiptir. Ona aşık değildir ama bir yeğene karşı beslenmesi gereken duyguları kendinde bulamamakta, ona karşı çok defa istemeyerek başka gözle baktığını anlamaktadır. Ayşen'i beğenmekte, onun güzelliğinin çekiciliğine kapılmaktadır. Ayşen'i başkaları beğendikçe duyguları daha da kabarmaktadır.
Faruk Senai Bey ilk gördüğü gün Ayşen'e aşık olmuştur, onunla evlenmek istemektedir. Bu isteğini de Ata Efendi’ye, Rüştü'nün babası Talib Bey aracılığıyla iletir. Tabii bunu duyan Rüştü deliye döner. Çünkü Rüştü de Ayşen'le evlenmek istemektedir. Ancak ailesi özellikle babası bu evliliğe karşıdır. Çünkü Talib Bey, kaçakçılıkla zengin olmuş sonradan görme bir tüccarın kızını oğluna almak istemez. Rüştü bütün ümidini Ata Efendi’nin işe el koymasına ve aracılığına bağlamıştır. Ata Efendi’ye gösterdiği saygının sebebi de budur. Ata Efendi de Ayşen'in Rüştü ile evlenmesini ister. Kızın, patronunun oğluyla evlenmesi Ata Efendi’ye mevkii sağlayacaktır. Ayrıca böylece Ayşen'den büsbütün ayrılmamış olacaktır.
Talipler arasında en mükemmeli Faruk Senai Bey’dir. Aradaki yaş farkına rağmen Ayşen onu kabul edeceğini söyler. Çünkü Faruk Senai ona Avrupa'da lüks bir hayat yaşatabilecektir. Ancak Ayşen'in gönlü bu taliplerin hiçbirinde değildir. Kimseyle evlenmeye niyeti yoktur. Onun için önemli olan kendine en iyi, en lüks hayatı sağlayacak erkeği bulmaktır. Bu nedenle erkeklerden bucak bucak kaçmakta, erkekleri atlatmaya çalışmakta, zaman kazanmaya çalışmaktadır. Ayşen, babasının izni olmadan evlenemeyeceğini söyleyerek Rüştü, Mister Tomas ve Faruk Senai Bey'i birbirlerinden habersiz Mersin'e babasıyla konuşmaya yollar. Böylece hem hepsine ümit vermiş olur hem de zaman kazanmış olur. Zaten babası Ayşen'in isteği dışında bir şey yapmayacaktır.
Bu duygular içindeki Ayşen bir bunalım geçirir. Tedavisini üstlenen Doktor Raşit Kaynarsu da ondan etkilenir. Hatta Ayşen'in hastalığının güzel ve şık görünme düşüncesinin, erkekleri büyüleme isteğinin sonucu başka hislere kendini kapatmasından ileri geldiğini, onunla evlenerek iyileştireceğini, evliliklerini bir telkin olacağını söyleyerek kıza talip olur.
Rüştü, Mersin dönüşü Ayşen'den ümit kalmadığını anlayarak İstanbul'da durmaz, Mısır'a gider. Dönüşünde de babasının uygun gördüğü bir kızla evlenecektir. Faruk Senai Bey de yurt dışındaki yeni görevine tayin edildiğinden İstanbul'dan ayrılır. Tomas bütün ahmaklığına rağmen bu işten sonuç çıkmayacağını anlayarak sırra kadem basar. Üftade, Rüştü ve Elçi Bey’in kaçırılmayacak kısmetler olduğunu söyleyerek kızın gönlünde başka biri olduğunu düşünür. Ata ise biricik aşkından, Ayşen'den ayrılmadığına memnundur.
Dolmabahçe Sarayı'nda Amerikan filosu şerefine verilen baloya Ayşen ve Ata Efendi, Doktor Kaynarsu ile birlikte giderler. Baloda Rüştü de vardır. Balo çıkışında öylesine bir izdiham olur ki bütün davetlilerin paltosu karışır. Ata Efendi de kendi paltosunu bulamayınca üstüne uygun bir palto alarak davetten ayrılır.
Baloda karşılaşan Ayşen ile Rüştü arasında tekrar bir yakınlaşma olur. Zaten Rüştü Mısır'dayken de sık sık mektuplaşmışlardır. Rüştü, Ayşen'i ailesine götürür ve iki genç evlenmeye karar verirler. Ancak Ayşen hala ne yapacağından emin değildir. Çünkü uzun zamandır Faruk Senai Bey ile mektuplaşmaktadır. Elçi Bey onu İtalya’da beklemekte, evlilik teklifini kabul ederse Ayşen’e bir apartman dairesi hediye edeceğini yazmaktadır.
Ata Efendi'nin kaybolan paltosu Mısırlı bir Paşa'nın paltosuyla karışmıştır. Rüveyha Paşa paltoyu eve getirir ve o da Ayşen'in güzelliğine kapılır. Ayşen, Rüştü'den gizli gizli Paşa ile görüşmeye başlar. Rüştü bunu duyunca çok kızar ancak Ayşen inkar eder. Rüştü de Paşa’yla arkadaşlık kurup görüşmeye başlar. Oysa Ayşen, Nüveyha Paşa’yla anlaşmış, pasaportunu çıkartmış, yurtdışına kaçmak üzeredir. Ata Efendi, Ayşen'in pasaport çıkarttığını öğrenir. Ayşen her şeyi itiraf eder, Paşa ile İtalya'ya gidecek, orada evlenecekler, sonra da babasının yanına gidip elini öpeceklerdir. Ayrıca babasının her şeyden haberi vardır.
Ata Efendi, Rüştü'nün düşeceği duruma çok üzülür, ona karşı vicdan azabı duymaya başlar. Nişanlısını bırakıp başkasına kaçan bir kız olmayı Ayşen'e yakıştıramaz. Ancak yapacak bir şey yoktur. Ayşen kararını vermiştir. Ona yardım etmeye karar verir. Ayşen'in pasaport aldığını duyan Rüştü, Ata Efendi'yi tehdit eder. Bunu fırsat bilen Ata Efendi nişanı attıklarını söyler. Böylece Rüştü saf dışı edilmiş olur.
Bu kadar hareketliliğe ve Ayşen'in Mısır'a gidip ondan uzaklaşacağı düşüncesine dayanamayan Ata Efendi bir kalp krizi geçirir. Ayşen, Ata Efendi iyileşene kadar bekler, iyileştikten sonra Mısır'a gidip Paşa ile evlenir.
Ayşen gidince Ata Efendi ailesiyle Gedikpaşa'daki eve döner. Artık Rüştü'nün babasının yanında çalışamayacağına göre işinden ayrılır. Paşa, onlara bir maaş bağlamıştır. Maaşları her ay düzenli olarak ellerine geçer. Ekonomik sıkıntıları yoktur ama Ata Efendi, Ayşen'i unutamaz, Ayşen her an aklındadır. Saman alevine benzemeyen bu aşkı ömrü boyunca çekecektir. Ayşen'e sık sık, uzun uzun mektuplar yazar, fakat Ayşen'in nadiren yazdığı cevaplar birkaç satırı geçmez.
Ayşen gittikten on yedi ay sonra bir akşamüstü Rüştü'nün bir adamı gelerek Rüştü'nün Ata Efendi ile görüşmek istediğini söyler. Rüştü'nün söyledikleri Ata Efendi'yi çok şaşırtır. Rüştü, Ayşen ile uzun zamandır mektuplaştığını; son mektubunda da kocasından ayrılacağını, Rüştü'den ayrı yaşayamayacağını en kısa zamanda İstanbul'a döneceğini yazdığını söyler. Ata Efendi ancak Rüştü'nün verdiği mektubu okuyunca inanır. Ayşen en mutlu günlerini Gedikpaşa'aki evde geçirdiğini, dönünce oraya yerleşeceğini yazmıştır.
Rüştü tam Ayşen'i unutmaya başlarken mektupları gelmeye başlamıştır. Şimdi Rüştü büyük ümit içerisindedir. Zaten Ayşen mektuplarında Paşa'dan boşanıp, onunla evleneceğini yazmıştır. Rüştü ve Ata Efendi, Ayşen'in Mısır'dan nasıl kaçıp İstanbul'a geleceği üzerine günlerce plan yaparlar. Sonunda Kahire'den Atina'ya, oradan da İstanbul'a gelmesini uygun görürler. Ayşen'e de bildirirler. Ancak birkaç hafta sonra Ayşen'den gelen mektuplar kesilir, hiçbir şekilde haber alamazlar.
Rüştü'nün bir arkadaşının yakını Mısır'dan henüz dönmüştür. Ondan Ayşen'le ilgili haber alabileceklerini düşünürler. Kızın dayısı olarak bu beyle Ata Efendi görüşür. Ayşen yaşadığı hayatın gidişatından sıkılarak morfine alışmıştır. Bu keyif vericinin etkisiyle de eski günlere özlem duyduğu,  hayallerini anlattığı o mektupları göndermiştir. Bu durumu tam zamanında fark eden Paşa, İstanbul'a gidiyoruz diyerek Riviera'da bir sanatoryuma yatırmıştır. Duydukları Ata Efendi için gerçekten bir yıkım olur. Kendini Taksim sokaklarına atar, saatlerce Ayşen'le gezdiği yerlerde dolaşır. Gecenin sonunda ise caddedeki arabalardan birinin önüne atlayarak intihar eder.

Kitaptaki Olayların ve Şahısların Değerlendirmesi

Ata Efendi: Evin babası.
Üftade Hanım: Evin annesi.
Feride: Ata Efendi’nin kızı.
Atıf: Ata Efendi’nin damadı.
Yaşar: Ata Efendi’nin teyze oğlu.
Ayşen: Yaşar’ın kızı.
Rüştü: Ata Efendi’nin patronunun oğlu.
İsmail: İşyerinin katiplerinden.
Mesture Hanım: İsmail Bey’in hanımı.
Berin: Mesture Hanım’ın kardeşi.
Deniz: Berin Hanım’ın kızı.
Alımsızoğulları: Yaşar Bey’in ortakları.
Sait Reşit Bey: Mısır elçisi.

Bugünün Saraylısı Konu Ana Fikir Karakterler Yorumlar Kısa Özet

2 Ocak 2014 Perşembe

Bugünün Saraylısı - Refik Halit Karay

ÖNEMLİ NOT: BU ÖZETİN SONUNDA EVLENDİKLERİ YAZSA DA KİTAPTA GERÇEKLEŞMEMEKTEDİR, AMA BAŞKA BASIM KİTAPTA OLABİLİR!

Kitabın Adı: BUGÜNÜN SARAYLISI

Kitabın Yazarı: REFİK HALİT KARAY

Kitabın Konusu: 

Orta gelirli İstanbul’da yaşayan bir aileye, sonradan görme zengin bir akrabanın kızı olarak gelen bir kız ve bu ailenin yargı değerlerini nasıl alt üst edişi konu ediliyor. Kızın aileye gelir olarak sağladığı katkılar, kaprisleri ve güzel olmasından dolayı birçok talip çıkması aile içinde nasıl etkiler yaptığı anlatılıyor.

Kitabın Özeti:

Postacının bile pek seyrek uğradığı evlerine postacı bir gün bıraktığı mektup evde şaşkınlık uyandırır. Mektupta Ata Efendi’nin teyze oğlu Yaşar, kızını İstanbul’a yollayacağı yazmaktadır. Ayrıca yanında üç yüz lira göndermektedir. Böyle bir şeyi istemeyen Ata Efendi evde oluşabilecek problemlerden kaygılanmaktadır. Ama zengin olan teyze oğlunun göndereceği para hiçte göz ardı edilecek bir miktar değildir. Ayrıca kız güzel ise evde bulunan huzurun kaçabileceğini düşünmektedir.
Ama kız emrivaki bir şekilde gönderilir. Ve evde tahmin edilenden çok farklı bir kız çıkar karşılarına. Oldukça güzel olan kız evdekilerde dahil olmak üzere bir çok kişinin ilgisini kazanır. Eve yeni bir gelir kapısı da açılmış olur. Yaşar’ın İstanbul’daki iş ortakları da kızın geçimi için para vermektedirler. Ata Efendi’de kıza tutulur bu arada. Ata Efendi çalıştığı yerde güvenilir birisidir. Bir gün patronun oğlu, Ayşen ile tanışır. Bu da iş yerinde Ata Efendi’ye bir karizma kazandırmıştır. Ata Efendi, patronu ve patronun oğlu ile daha sık bir araya gelirler ve patronun oğlu Rüştü kıza taliptir. Rüştü, Ata Efendi ile oldukça ahbap olurlar. Ata Efendi terfi eder. Rüştü bir yerde görürse Ata Efendi ve ailesini kimseye para ödetmez ve bir zengin gibi yaşamaya başlarlar. Daha sonra Elçi Sait Reşit ile ilişkisi olan Ayşen yanlış bir karar verir ve elçi ile evlenerek yurt dışına çıkarlar.
Ayşen bu ilişkiden mutlu olmaz ve Rüştü ile Ata Efendi kız geri döndürmek için uğraşırlar. Ayrıca evden kız gidince eski haline dönmüş parasızlık baş göstermiştir. Kız da geri dönmek istemektedir. Evdekiler kızı özlemişlerdir. Ayşen geri döner. Patronun oğlu Rüştü ile evlenir. Böylece herkesin istediği son ortaya çıkmış olur.

Kitabın Ana Fikri: 

Zenginlik; insanların yaşamlarını, ilişkilerini; hatta kişiliklerini değiştirebilir; fakat insanoğlunun kalbinde saklı olan sevgiyi etkilemez, değiştiremez ve onu, zenginlik dahil, seven bir kalp dışında hiçbir şey dolduramaz.

Kitap Karakterlerinin İncelenmesi:

Ata Bey: Geleneklerine düşkün bir insan olan Ata Bey ağırbaşlı ve sevgi doludur. Ayşen’in dayısıdır.
Ayşen: Lükse ve zenginliğe düşkün, kendini beğendirmekten haz duyan, çok alımlı ve son derece güzel, büyük hayalleri olan bir kızdır.
Üftade: Ata Bey’in karısı olan Üftade, kaygılı, heyecanlı, hayatında ilk kez karşılaştığı zenginlik karşısında büyülenmiş; fakat sosyeteyle ilgilenmeyen birisidir.
Feride: Ata Bey ile Üftade Hanım’ın kızı olan Feride, kendi halinde, zenginliği seven; fakat hayaller aleminde kaybolmadan gezmeyi bilen, sabırlı bir kadındır.
Atıf: Feride’nin kocası olan Atıf, kendi çapında hayalleri olan, çapkın; kadınlara düşkün birisidir.
Rüştü: Ata Bey’in patronunun oğlu olan Rüştü, kadınlara düşkün, sosyetenin içinde yaşayan ve amacına ulaşmak için her şeyi göze alabilecek bir karakterdedir.

Kitap Yorumları: 

Anlatımı sade ve yalın bir kitap. Olayların akışkanlığı okuyucuya zevk veriyor. Aile ve ahlaki ilişkiler açısından çarpıcı bir eser. Yazar okuyucuyu fazla yormadan konuyu anlatıyor.

Translate